Ana Sayfa Bilim ve Teknoloji, Dünya, Eğitim, Ekonomi, Genel, Gündem, Sağlık, Siyaset, Yaşam 14 Mart 2021 293 Görüntüleme

TÜRKİYE-MISIR YAKINLAŞMASI

GKRY, tek başına Kıbrıs adasının tümünü temsile yetkili olmadığı halde, Türkiye ve KKTC’nin hak ve çıkarlarını hiçe sayarak 2003 yılında Mısır ile MEB anlaşması yapması, Türkiye ve Yunanistan başbakanları tarafından 11 Şubat 1959 tarihinde Zürih’te imza altına alınan “Kıbrıs Cumhuriyeti Temel Yapısı” bağlamında 16 Ağustos 1960 tarihinde Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın garantörlüğünde Kıbrıs Türk ile Kıbrıs Rum cemaatlerinin eşit haklarla kurucusu oldukları Kıbrıs Cumhuriyeti ve anayasasına aykırılık oluşturmaktadır.
Mısır’da Abdülfettah el Sisi tarafından gerçekleştirilen askeri darbe sonucu Türkiye ile Mısır arasında iyice gerginleşen siyasi atmosfer karşılıklı restleşmeye ve bunun sonucu olarak büyükelçilerin geri çağırılarak ilişkilerin maslahatgüzarlık düzeyine indirilmesi hiç şüphesiz Yunanistan ve GKRY’nin Mısır ile daha da yakınlaşmasına ve birçok alanda Türkiye aleyhine gelişme gösterebilecek ortak kararların alınmasına neden olmuştur.
Bunun sonucu olarak Mısır ile Yunanistan arasında imzalanan 6 Ağustos 2020 tarihli “Münhasır Ekonomik Bölge”(MEB) anlaşması 18 Ağustos 2020’de Mısır Meclis Anayasa ve Yasama Komisyonu, 27 Ağustos 2020’de Yunanistan Meclisi tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Mısır, Yunanistan ile imzaladığı söz konusu anlaşma ile 15 bin km2 kayba uğramıştır. Mısır’ın Yunanistan ile imzaladığı anlaşma alanların bir kısmı Türkiye ile Libya arasında imzalanan 27 Kasım 2019 tarihli MEB anlaşmasının sınırlarını da ihlal etmektedir.
Yunanistan’ın Girit ve Rodos adaları arasındaki hattan başlayarak Mısır ile MEB oluşturması uluslararası deniz hukuku açısından aykırılık oluşturmakta ve hak ihlaline neden olmaktadır. Bu nedenle Mısır ile Yunanistan arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarını Sınırlandırma anlaşması tartışma konusudur.
Türkiye’den sonra Doğu Akdeniz’de en uzun sahil şeridine sahip olan ve Türkiye ile karşılıklı kıyısı bulunan Mısır ile olan tarihi birlikteliğimiz ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi yalnızlaştırmaya yönelik Yunanistan’ın sinsi planları ve adımlarını da göz önüne alarak Mısır ile karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesi son derece büyük önem arz etmektedir. Refahyol Hükümeti Başbakanı Prof.Dr. Necmettin Erbakan Hocanın, D-8 çerçevesinde Hüsnü Mübarek ile anlaşma imzalamasını göz ardı etmemekte fayda görüyoruz.
Özellikle Libya üzerinden Türkiye ile Mısır’ı savaşın eşiğine getirmeye çalışan küresel güçler, her iki ülkenin akıllıca uyguladığı ‘açık kapı politikası’( politique de la porte ouverte) sonucu amaçlarına ulaşamadıkları gibi, Libya’nın da bölünmenin eşiğinden dönmesini sağlamış oldular.
Mısır’ın Yunanistan ile imzaladığı MEB anlaşmasında Meis Adası’nın Yunanistan’ın kıta sahanlığı olduğu iddiasını kabul etmemesi de Türkiye açısından son derece stratejik bir adım olup, bu da Türkiye ile Mısır arasındaki siyasi gerginliğin azalmasına neden olabilecek bir yaklaşım tarzı olsa gerek. Yunanistan, Türkiye’ye karşı her platformda adalar tezini ön plana çıkarırken,  İtalya ile imzaladığı Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma anlaşması ile adaların kıta sahanlığı olmadığını anlaşmayla onaylaması ve Mısır’ın da, MEİS Adası konusunda benzer yaklaşım göstermesi Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki elini büyük ölçüde güçlendirmiştir.
Şunu da ifade etmek gerekir ki, Türkiye’nin Libya ile imzaladığı Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma anlaşmasının bir benzerinin bir an önce Mısır ile de imzalanmasının son derece önemli olduğunu ve bunu önemsediğimizi ifade etmek isteriz. Türkiye ile Mısır arasında yapılacak olan söz konusu anlaşma ile Doğu Akdeniz’de Türkiye, Libya ve Mısır arasındaki yakınlaştırmayı sağlayacağı gibi, her alanda da işbirliğinin gelişmesine vesile olacaktır.
Dış politikada Don Kişotvari adımları çağrıştıran günübirlik politik yaklaşımlar sergilemek yerine, ülkemizin uzun vadeli gerçeklerini ve buna bağlı olarak gelişmeleri iyice süzgeçten geçirerek çıkarlarımızın öncelenmesi en akıllıca hareket olsa gerek. Bazen iç politik kaygılarla dış politikada ani ve fevri hamlelerle atılması söz konusu olabilecek olan yanlış adımların dış politikadaki avantajları büyük ölçüde ortadan kaldırabileceğini göz ardı etmemekte büyük fayda vardır.

Doğan Bekin
Genel Başkan Yardımcısı | Dış İlişkiler Başkanı

 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil