Ana Sayfa Dünya, Eğitim, Ekonomi, Genel, Gündem, Sağlık, Siyaset, Yaşam 22 Ekim 2020 435 Görüntüleme

TBB’den Avrupa’ya “Ermenistan kınanmalı” başvurusu

Türkiye Barolar Birliği, Ermenistan Başbakanı’nın aralarında bulunduğu yetkililerin Uluslararası Ceza Mahkemesi statüsünde ifadesini bulan saldırı, savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlediği savunulan ve ayrıca Ermenistan’ın kınanması istenen uluslararası bir başvuruda bulundu.

Türkiye Barolar Birliği tarafından CCBE’ye (Avrupa Barolar ve Hukuk Dernekleri Konseyi) gönderilen yazıda, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’a ait olduğuna dair dört ayrı BM Güvenlik Konseyi kararı bulunduğu hatırlatıldı.

Yazıda, Ermenistan’ın ise uluslararası kuruluşların kararlarını hiçe sayarak Dağlık Karabağ ve Azerbaycan’ın yedi ilçesinde işgalini sürdürdüğü kaydedildi.

Ermenistan’ın Temmuz 2020’den itibaren işgali yaymak için yeni bir saldırıda bulunduğu ifade edilen yazıda, bu saldırı suçunun dünyada uluslararası kuruluşların yaptıkları tespit ve açıklamalarla sabit olduğuna vurgu yapıldı.

Yazıda, Ermenistan’a karşı vatanını savunan Azerbaycan’a “dur” denilmesinin saldırganı cesaretlendirdiği, bu sebeple tüm uluslararası kuruluşların doğru tespit yapıp suç işleyeni uyarmakla hükümlü olduğu dile getirildi.

Yazıda, Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye’deki avukatların Azerbaycan Barolar Birliği ve Azerbaycanlı meslektaşlarıyla her zaman dayanışma içinde olacağı da vurgulandı.

Konu: Ermenistan Cumhuriyeti Avukatlar Odası’nın “CCBE Başkanı” hitaplı ve “Elçiliklere, Uluslararası Kuruluşlara ve Avukat Birliklerine Çağrısı” başlıklı 13.10.2020 tarihli yazısı.

Ermenistan Avukatlar Odası’nın, “Azerbaycan’ın ve Türkiye’nin şiddetle kınanması” talebini/çağrısını içeren13.10.2020 tarihli yazısından üzüntüyle haberdar olduk. Yazıda, Azerbaycan ve Türkiye hiçbir kanıta dayanmayan asılsız ve hayali iddialarla suçlanmıştır. Bu suçlamalar ise, doğal olarak, hiçbir delile dayandırılamamıştır.

Tüm hukuk meslek örgütleri gibi Ermenistan Avukatlar Odası’nın da savunması gereken, hukukun üstünlüğüdür. Bunun yerine adı geçen meslek örgütü, adeta radikal bir siyasi parti gibi davranmıştır. Ermenistan Avukatlar Odası, uluslararası hukukun ve temel hukuk kurallarının gereğiniyapmak istiyor ise, Ermenistanın sürdürdüğü haksız işgali ve sivilleri hedef alan silahlı saldırılarını kınamalıdır. Anılanmeslek örgütü iftira niteliği taşıyan yazısına Türkiye’yi de dâhil ederek meslek etiğini de ağır şekilde ihlal etmiştir.

CCBE, savunma mesleğinin Avrupa çapında örgütlü en üst kuruluşudur. Her açıklamasında ve işleminde saygınlığınıkorumakla yükümlü olan CCBE’nin, somut verilerledesteklenmeyen soyut ve iftira nitelikli iddiaları dikkate almasını beklemiyoruz. Bununla birlikte; konuya ilişkin yapılacak değerlendirmelerine katkıda bulunmak amacıyla aşağıdaki hususları dikkat ve takdirlerinize sunuyoruz:

Ermenistan, uluslararası hukuku ısrarla ihlal etmektedir. Sonolarak Ermenistan, iki ülke arasındaki ateşkesi ihlal etmiştir. Bu çerçevede Ermenistan, Karabağ dışında yer alan ve temas hattının da çok gerisinde kalan Azerbaycana ait sivil yerleşimyerlerini hedef alan kanlı bir saldırı başlatmıştır. Bu saldırıları ile Ermenistan, aralarında kadın, yaşlı ve çocukların da bulunduğu çok sayıda masum Azerbaycan vatandaşı sivili katletmiştir.

Bu noktada, Azerbaycan ve Rusya liderlerinin açıklamalarını hatırlamakta fayda vardır. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, dünya kamuoyuna hitaben yaptığı açıklamada,Türkiye’ye yönelik olanlar da dâhil, tüm asılsız iddiaların ispat edilmesi” çağrısında bulunmuştur. Rusya Devlet Başkanı Putin ise, kendisinden yardım isteyen Ermenistan Başbakanı Paşinyan’a cevap vermiştir. Putin, uluslararası haber ajanslarına da yansıyan cevabında açıkça, Çatışmalar, Ermenistan toprağında yapılmıyor(milliyet.com.tr/dunya/Rusya-de) demiştir.

Öte yandan Ermenistan silahlı kuvvetlerinin işgalci olarakbulunduğu Dağlık Karabağ bölgesine ilişkin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin, 1993 yılı Nisan, Haziran, Ekim, Kasım aylarında Azerbaycan lehine dört karar verdiği unutulmamalıdır. Bu kararlarla BM, bu toprakların Azerbaycan’a aidiyetini onaylamıştır. Ermenistan ise, uluslararası kuruluşların kararlarını hiçe sayarak Dağlık Karabağ ve yedi ilçe (Reyon) dâhil Azerbaycan topraklarının beşte birinin işgalini sürdürmektedir.

Sonuç olarak bir milyonu aşkın Azerbaycan vatandaşı, silah zoruyla doğup- büyüdükleri vatanlarından koparılarak sürgün hayatı yaşamaya mahkûm edilmişlerdir.

Ayrıca Azerbaycanın toprak bütünlüğüne vurgu yapan ve Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesi istemiyle alınan aşağıdaki kararlar ve açıklamalar da hatırlanmalıdır:

1996 yılında Avrupa Güvenliği ve İş Birliği Lizbon zirve toplantısı.
2005 yılında Avrupa Konseyi tarafından alınan karar.
2006 yılında yapılan ABD ve Almanya dışişleri bakanlığıaçıklamaları.
2006 yılında Riga NATO zirve toplantısı.
2009 yılında Almanya Parlamentosu tarafından alınan karar.
2010 yılında Avrupa Parlamentosu tarafından alınan karar.
2013 yılı Chicago NATO zirve toplantısı.
2013 yılında Avrupa Parlamentosu tarafından alınan karar.

Uluslararası örgütlerce alınan bu çok açık kararlar ve yapılan açıklamalar da dikkate alınarak, Ermeni güçlerinin saldırılarına karşı vatanını ve vatandaşlarını savunan Azerbaycan’ın, uluslararası hukuk açısından haklılığının tartışmaya açılması dahi hata olacaktır. Aksine bir davranış,büyük katliamların ve insani trajedilerin sorumlusu saldırgan Ermenistanı cesaretlendirme sonucunu doğuracaktır.

Türkiye Barolar Birliği olarak daima hukuk içerisinde kalan çözümlerden yanayız. Azerbaycan’ın, kabul edilemez Ermenistan saldırganlığına karşı vatan topraklarını ve vatandaşlarının can ve mal güvenliğini savunması hukuka uygundur. Azerbaycan’ın bu savunması, BM Antlaşması’nın“Barışın Tehdidi, Bozulması ve Saldırma Fiili Halinde Yapılacak Hareket” başlıklı yedinci bölümünün 51. maddesindeki “meşru müdafaa hakkı” çerçevesinde kalmaktadır. İşbu yazımızda bu gerçeği, hakkaniyet gereğiuluslararası toplumun dikkatine bir kez daha sunmuş oluyoruz.

Bize göre Kafkaslarda barışın sağlanması, Dağlık Karabağ ihtilafının, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve AGİT kararlarına da uygun şekilde Azerbaycan’ın uluslararası tanınmış sınırları ve toprak bütünlüğü çerçevesinde çözülmesine bağlıdır. Bu da Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından tamamen çekilmesiyle sağlanabilir.

Özetle; sorunun tek sebebi, Ermenistanın uluslararası hukuka göre de Azerbaycan toprağı sayıldığı tartışmasız olan Dağlık Karabağ ve çevresindeki bölgeleri yıllardan beri haksız işgal altında tutmasıdır. Başka bir ifadeyle sorun, Ermenistan’ınuluslararası hukuku hiçe sayan işgalinden ve ısrarlı saldırganlığından kaynaklanmaktadır. Sorunun çözümüne yönelik, başta BM, AGİT, NATO ve MİNSK GRUBU olmak üzere, uluslararası kuruluşların çabaları, etkisiz kınama ve itidal çağrılarından öteye gidememiş ve ne yazık ki sonuçsuz kalmıştır.

Geçtiğimiz günlerde Rusya’nın davetiyle Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanlarının Moskova’da gerçekleştirdikleri toplantı sonrasında ateşkes ilan edilmiş olmasına rağmen Ermenistan’ın Azerbaycan şehirlerini ve sivil hedefleri bombalamaya devam etmesi, bu devletin saldırganlığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Ermenistan’ın 12 Temmuz 2020’de Azerbaycan’ın petrol ve doğal gaz boru hatlarının geçtiği şehir olan Tovuza saldırısı sonrası bugün de Dağlık Karabağ civarına yönelmesi asla tesadüfi değildir. Buradan hareketle Ermenistan’ın gerçek hedefinin, “işgal altında tuttuğu Azerbaycan toprakları üzerindeki fiili hâkimiyetini pekiştirmek ve genişletmek” olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanında, dünya kamuoyunun dikkatini, anılan bu işgal ve özellikle sorumlusu olduğu 1992 Hocalı katliamından uzaklaştırmak olabileceğini değerlendiriyoruz.

Bize göre bir diğer neden de Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı bugüne kadar sergilediği düşmanca tutum da dikkate alındığında, “Azerbaycan Barolar Birliği’nin muhtemel CCBE üyeliğinin engellenmesi” arzusudur.

Öte yandan; Ermenistan’ın hukuka aykırı bu saldırgan fiillerinin, 1 Temmuz 2002 tarihinde yürürlüğe girmiş olan Roma Statüsünde ifadesini bulan başta saldırı suçu olmak üzere, insanlığa karşı suç ve savaş suçu dâhil birçokmaddesinin açıkça ihlali nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) yargı yetkisine girebileceği de hatırda tutulmalıdır.

Bu itibarla CCBEnin, başvuru konusuna ilişkin olarak yapacağı muhtemel değerlendirmelerde, Roma Statüsü’nün aşağıdaki açık düzenlemelerini dikkate alacağını düşünüyoruz:

Ermenistan’ın, Azerbaycan’a ait Dağlık Karabağ’ı işgali sonrası, bu bölgede ikamet eden Azerbaycan uyruklular dâhil, sivil nüfusun, Roma Statü’nün “Nüfusun sürgün edilmesi veya zorla nakli” başlıklı 7/1-d maddesinde ifade edilen bir yerde hukuka uygun olarak ikamet eden insanların uluslararası hukukta izin verilen gerekçeler olmaksızın, zorla yerlerinden edilmeleri ya da başka zorlayıcı fiillerle yer değiştirilmeleri”şeklindeki açık düzenlemesinin bariz ihlali anlamına gelen uygulamaları sonucunda bir milyonu aşkın insan zorunlu olarak ç etmiştir.

Ermenistan’ın, sivil yerleşim yerleri başta olmak üzere Azerbaycan topraklarına vaki saldırısı, Roma Statüsü’nün 8bis maddesinde tanımlanan Saldırı Suçuna da vücut vermektedir.

Ermenistan yetkililerince ve askeri güçlerince işlenen fiiller,aynı zamanda, Roma Statüsünün “Savaş Suçları” başlıklı 8/2-i ve iv. maddelerini de ihlal etmektedir.

Burada şu haklı soruları m uluslararası topluma sormak istiyoruz: Yasaklanmış olanlar dâhil, ağır silahlarla ve planlıbir şekilde ve sürekli olarak sivil halka saldıran Ermenistan, uluslararası hukukun hangi kuralına dayanarak Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağda işgalini sürdürmektedir? Uluslararası toplum bu işgale ve sürekli tekrarlanan saldırganlığa sessiz mi kalacaktır?

Şiddetin egemen olduğu bir yerde hukukun üstünlüğünden söz edilemez. Buradan hareketle CCBE’den ricamız, mağdur taraf ile saldırgan tarafı birbirinden ayırt etmesidir. Aksi takdirde saldırgan cesaretlendirilmiş, mağdur bir kez daha mağdur edilmiş olur. Böyle bir davranış, barışa hizmet etmez. Tam aksine barış çabalarına zarar verir.

Umarız CCBE’nin de değerli katkılarıyla Ermenistanın işgalinin son bulması sağlanır. Dileriz Kafkasya’da dostluğun, barışın, kardeşliğin hakim olacağı yeni bir dönemin başlangıcına birlikte şahitlik ederiz.

İşbirliğine verdiğimiz önemi bir kez daha tekrar eder, iyi dileklerimizi sunarız.

Saygılarımızla

Av.Prof.Dr.Metin Feyzioğlu

Türkiye Barolar Birliği Başkanı

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haber Sitesi | Uzman Tescil