Ana Sayfa Yaşam, Yazarlar 16 Nisan 2022 108 Görüntüleme

Şafii mezhebinde Fıtır Sadaka ve Oruç Fidye miktarı

Şafii mezhebine göre fıtır sadakası ve oruç için verilen fidye miktarı Fitrenin miktarı bir sâ’dır (2,166 kg.). Fitre ancak buğday, arpa, mercimek, pirinç, hurma, nohut, mısır, kuru üzüm ve peynir gibi, halkın çoğunun yediği gıda maddelerinden verilir. Gıda maddelerinin kıymetini para olarak vermek caiz değildir.

“Hadislerde sadaka-i fıtrin miktarı, buğday, arpa, hurma veya üzümden bir sâ’ (Hz. Peygamber döneminde kullanılmakta olan bir ölçü birimi olup yaklaşık 2,917 gr.) olarak belirlenmiştir. Sadaka-i fıtrin bu sayılan maddelerden belirlenmesi, o günkü toplumun ekonomik şartları ve beslenme alışkanlıklarından kaynaklanmaktadır.

Hz. Peygamber ve sahabe dönemindeki uygulamalar dikkate alındığında, sadaka-i fıtır miktarı ile, bir fakirin, içinde yaşadığı toplumdaki orta halli bir ailenin hayat standardına göre bir günlük yiyeceğinin karşılanmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır.

” Sadaka-i Fıtrin Verileceği Yerler Sadaka-i fıtrin verileceği yerlerle zekâtın verileceği yerlerin aynı olduğu hususunda fakihler görüş birliği içindedirler.

Sadaka-i fıtır bu bakımdan zekât hükmünde olup, zekâtın verileceği yerlere verilir ve Tevbe sûresinin 60. âyetinin kapsamına girer. Kendilerine zekât verilmesi caiz olmayanlara sadaka-i fıtrin da verilmesi caiz olmaz.

Bu sadakanın gayri müslimlere, Müslüman ülkelerde yaşayan zimmîlere verilmesi caiz değildir.

Fıtır sadakası vermesi vacip olan bir kişi bu sadakayı vermeden ölürse, mirasçılarının bu sadakayı onun terekesinden vermeleri gerekir. Çünkü bu sadakada hem Allah’ın hem de kulların hakkı vardır.

Mükellefin ölümüyle bu vecibe ortadan kalkmaz.

ŞAFİİLERE GÖRE FİDYE VERİLMESİ:

Şafiilere göre bir ramazana ait orucu diğer ramazan gelmeden önce tutmak gerekir.

Önceki ramazan borcu tutulmadan ikinci bir ramazan gelince hem kaza hemde her gün için bir fidye vermek gerekir.

Çünkü kaza vaktinden çıkarılmıştır.

Kazaya vaktinden sonraya bırakmak ise, yerine getirilmesi gereken bir ibadeti sonraya bırakmak gibidir.

Hanefi mezhebinde kaza için belli bir vakit gösterilmemiştir. Fidye ancak ikinci ramazanın girişinden önce kaza etme imkanı bulup da kaza etmeyen kişinin üerine vacip olur.

Kaza etme imkanı bulamadan bir sonraki ramazan ayına girilse bile fidye vermek gerekmez.

Kaza oruçlarını tutamamış olan kişinin fidye borcu, yılların tekkerrürü ile katlanarak artar.

Fidyenin Sebebi: Oruç tutmaktan âciz olmak: Fakihlerin ittifakıyla hiçbir şekilde oruç tutmaya gücü yetmeyenlere fidye vermek vaciptir.

Bunlar da çok yaşlı erkeklerle yaşlı kadınlardır.

Bu gibi kimseleri oruç zorlar ve bu sebeple büyük bir meşakkat meydana getirirse, oruçlarını bozup her gün için bir fakiri doyururlar.

Dayandığı delil şu ayet-i kerimedir:

“Oruca gücü yetmeyenlerin bir fakiri doyuracak kadar fidye vermeleri gerekir.”(Bakara, 2/183-184)

İbni Abbas da şöyle buyurmuştur: “Ayet, yaşlı kimseler için ruhsat olarak inmiştir.

Orucu eda etmek ise farzdır. Kazada olduğu gibi, edanın kefarete düşmesi caizdir.

” Çok yaşlı erkeğin zimmeti, mesuliyeti sahihtir.

Bu kişi eğer fakirlere yemek yedirmekten de âciz olursa ona bir şey lâzım gelmez.

“Allah hiç kimseye gücünün yetmediğini teklif etmez.” Hanefiler şöyle demişlerdir:

Bu gibi kişiler Allah Tealâ’ya istiğfar ederler, Allah’tan hakkını ödemekte kusur ettikleri için af dilerler.

Hastalığı dolayısıyla oruç tutamayan kimse bu hâldeyken ölürse fidye vermek vacip değildir.

Çünkü bu başlangıcında ölüye vacip olmasına sebeptir.

Fakat oruç tutma imkânı olup da oruç tutmayan ve bu durumda ölenin hükmü böyle değildir.

Çünkü onun için yemek yedirmenin hükmü hayatta bulunmasına dayalı olmaktadır.

2. Yine ittifakla fidye, iyileşmesi umulmayan hastaya vaciptir.

Çünkü bu hastaya oruç tutmak farz değildir.

Nitekim bu konuyu daha önce açıkladık. Dayandığı delil şu ayet-i kerimedir:

“Allah sizin için dinde bir güçlük yaratmamıştır. “(Hac, 22/78)

3. Hanefiler dışındaki cumhura göre, hamile ve emzikli kadınlar çocuklarına zarar gelmesinden korkarlarsa fidye ile birlikte kaza lâzım gelir. Fakat kendilerine bir zarar gelmesinden korkarlarsa oruç tutmayabilirler, sadece tutamadıklan oruçların kazasını yaparlar.

Bu konuda ittifak vardır.

Bunun delili daha önce de geçen: “Oruç tutmaya gücü yetmeyenlere fidye vermek gerekir.” ayetidir.

Hamile kadın ile emzikli kadında bu ayetin umumi manasına dahildirler.

İbni Abbas şöyle demiştir: “Çok yaşlı erkeklerle yaşlı kadınlara oruç tutabildikleri hâlde oruç tutmama ruhsatı vardır.

Bunlar tutamadıkları her bir güne karşılık bir fakiri doyururlar.

Hamile kadınlarla emzikli kadınlar ise, çocuklarına bir zarar gelmesinden korkarlarsa oruçlarını bozarlar ve her güne karşılık bir fakiri doyururlar.” (Bu hadisi Ebu Dâvud rivayet etmiştir.

Neylü’l-Evlâr. IV, 231) Çünkü bu, yaratılış itibarıyla âciz olan bir canlı sebebiyledir.

Dolayısıyla, çok yaşlı kişilerde olduğu gibi bundan ötürü kefaret (fidye) gerekir.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Haber Sitesi | Uzman Tescil